1553 yılı öncesine ait yazılı kayıtlara rastlanmayan Göre Kasabası, tarih boyunca farklı medeniyetlerin ve kültürlerin izlerini taşıyan önemli yerleşimlerden biri olmuştur. Bir dönem Niğde’ye bağlı olan Göre, 1727 yılında Nevşehir’e bağlanmıştır.
Kapadokya’nın eşsiz coğrafyasının şekillenmesinde Erciyes ve Hasan Dağı başta olmak üzere bölgedeki volkanik faaliyetlerin önemli bir rolü vardır. Volkanik patlamalar sonucunda oluşan tüf ve yumuşak kaya katmanları, zaman içerisinde doğal yollarla şekillenmiş; bölge insanı tarafından oyularak evler, ahırlar ve çeşitli yaşam alanları oluşturulmuştur. Bu kaya yapıları, Göre’nin geleneksel mimarisinin ve bölge kültürünün önemli parçalarından biri hâline gelmiştir.
Türklerle birlikte yaşayan Rum toplulukları, tarımsal faaliyetlerde ve günlük yaşamda bölge halkıyla yakın ilişkiler kurmuştur. Türkçe konuşan ve Hristiyan inancına sahip olan bu topluluk, Göre’nin geçmişinde önemli bir kültürel iz bırakmıştır.
Kurtuluş Savaşı yıllarında yaşanan siyasi ve toplumsal gelişmeler, Göre ve çevresindeki yerleşimlerin demografik yapısını da etkilemiştir. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun ardından, 1924 yılında Türkiye ile Yunanistan arasında gerçekleştirilen nüfus mübadelesi kapsamında Anadolu’daki Rum nüfus ile Yunanistan’daki Türk nüfusun bir bölümü karşılıklı olarak yer değiştirmiştir.
Bugün Göre, Kapadokya’nın karakteristik kaya oluşumlarını, geleneksel yaşam izlerini ve çok kültürlü geçmişini bir arada taşıyan özel yerleşimlerden biridir. Kasabanın sokaklarında ve kaya yapılarında geçmişten günümüze ulaşan izler, Kapadokya’nın yalnızca doğal güzellikleriyle değil, zengin tarihiyle de keşfedilmeye değer olduğunu hatırlatmaktadır.